• Çiğdem Keser

Oryantalist Fanteziler: Türk Sinemasında Kürt Temsilleri

Güncelleme tarihi: 20 Mar 2018



Büyük Adam Küçük Aşk


Handan İpekçi'nin yönetmenliğini yaptığı 2001 yapımlı Büyük Adam Küçük Aşk filmi Hejar isimli küçük Kürt kızı ile Savcı Rıfat Bey arasında geçer.


Film bize Kürt profilini küçük bir kız çocuğu ve arada sırada gördüğümüz temizlikçi Sakine ve Evdo üzerinden aktarır. Hejar küçük bir kız olmasına rağmen, bütün Kürt izlenimlerine sahip niteliklerdedir. Bunlar en başta ten rengi, kalın kaşları, uzun siyah saçları, kınalı elleri hatta hüznü ve inatçılığı da bunlara dahildir. Hejar 'Türk sinemasındaki Kürt temsillerinin, modernist veya batıcı bakış açısıyla iç içe geçmiş oryantalist hegemonyanın yaratmış olduğu söylemsel ve ideolojik zemin ve bununla birlikte Kürtlere dair üretilen klişeler'in neredeyse tamamını filmde sergiler. Klişelerden çıkılmaması, yönetmenlerin Kürtlere ve onların yaşadıkları coğrafyaya dair bakış açılarındaki tutarlılıkla alakalıdır. Batının inşa ettiği doğulu portreyi kimse bozmaz. Böylelikle 'Türk sinemasında ,Kürtler Kürtleştiriliyor,' devam eder.


Mekan Üzerinden Üretilen Temsil ise ikili karşıtlık olarak kentli- köylü, doğu-batı ve modern-yerli örnekleri karşımıza çıkar.

Film, geleneksel ve yerli olanın modern olana gitmesi üstüne kuruludur. Öyle ki anne ve babası 'devlet ve gerilla arasında' harcanan  Hejar'ın bir aile büyüğü ile İstanbul'a gelmesiyle başlar. Sadece Hejar değil, Rıfat Bey'in evini temizleyen Sakine Hanım'da doğudan batıya gelen bir yerlidir. Filmin daha başlarında Rıfat Beyle yaptığı bir konuşmada Sakine'nin 'Allah göstermeye.' demesi ve Rıfat Bey'in sert bir bakışıyla 'Allah göstermesin'e evrilen cümlesi bize Sakine'e dair ilk ipucunu verir. Çoğu 'dağlı ve yabani' olarak lanse edilen Kürtler burda Hejar'ın tutumundan (çatışmadan dolayı ürküntüsü ve korkusu dışında) da ortaya çıkar. Daha hafifletilmiş olarak yer alan bu etiketleme filmde Hejar'ın bitlenmiş olmasıyla gösterilebilir ve neredeyse baştan sona kadar bir çocuk sevimliliğinden uzak olmasıyla örneklendirilebilir.( çocuk sevimliliği üretilmiş olan temiz, sağlıklı ve mutlu çocuk imajıdır.) Ayrıca filmin ilerleyen zamanlarında Rıfat Bey'in Sakine Hanım'dan rica etmesi üzerine Hejar'ın çok sık kurduğu cümlelerin çevirisi de küfürlere tekabül etmesi gene tipik kaba saba doğulu portresiyle birebir örtüşür. Ek olaraktan ise Sakine'nin de bir Kürt kadını olması fizyolojik özelliklerinin Kürtlüğü yansıtmasını es geçerekten mesleğinin temizlikçi oluşu da bizi bir diğer klişenin içine hapseder. 


Filmde sağlanan çatışma yaşlı- çocuk tan ziyade, doğu- batı, modern- yerli üzerinden ilerlemesindeki ise en önemli nokta Rıfat karakterinin kendi kendi yetiştirmiş zorluklarla büyümüş, aşırı cumhuriyetçi, kılık kıyafet inkılapına son derece bağlı( öyle ki Hejar'ı yıkarken bile kravatlı oluşu) dolmuştaki kara çarşaflı bir kadının arkasında otururken kullanılan açının verdiği imkanla beraber yüzündeki memnuniyetsizliği görebiliyoruz. Ayrıca her gün okuduğu Cumhuriyet Gazetesi (ki bir tanesinin ana başlığı 'Yaşasın Cumhuriyet' idi.) Evindeki alafranga tuvaleti bile Hejan-Rıfat ikilisini derinden birbirinden ayrıştırır.( Aslında filmde bu ayrıştırmanın daha keskin hatlar ile çizildiğini görüyoruz. Hejar'ın asker fotoğrafını düşürmesi, televizyondaki asker-terörist çatışmaları, asker uğurlaması…) Çünkü Hejar'ın yaşadığı coğrafya, filmde yer almasa da onun batı çaplı prototipini İstanbul'un ücra yerinde oturan Evdo ile izleyiciye gösterir. Bu ise hem Evdo'nun hem Sakine'nin yaşadığı yer ile temsil; batıdaki doğulunun kapladığı yer, gelebilecekleri noktanın verildiği bir mesajdır aslında. Ayrıca Hemşo, Feyzo gibi 'doğulaştırılan isimler'e bir selam da gerçek adı Abdülkadir olan Evdo'dan gelir.  


Oryantalist Perdede 'Cinsiyet Rolleri' ve Temsili filmde Türk sinemasında Kürt kadınların temsilini ilk olarak sosyolojik açıdan bize aktarır. Sakine'nin temizlikçi olması batıdaki doğulu kadının sınıfsal konumlandırılmasıdır.

Kürt Sakine'nin, Komşu Müzeyyen'den görünüş açısından farklılığı temel fizyolojik özelliklere girmeden ele alındığında bile çok keskin bir şekilde giyim kuşamında belli eder. Geleneksel olan yelekler, uzun etekler yerliliği çağrıştırırken, spor yaparken bile taktığı şık şapkasıyla, yaşadığı daire ve ilgi alanlarıyla (resim çizmesi, spor yapması hatta minik süs köpeği bile bunlara dahil.) Müzeyyen Hanım tam bir batılı kadın portresi çizer. 


Fiziksel özelliklere baktığımızda ise hem Hejar'ın hem Sakine'nin ten rengi, kaş ve burun yapıları medeni batılıdan ayrışır. Ayrıca Hejar'ın ellerindeki kınalar da yerliliğin bir simgesidir. Evdo'nun evinin yer aldığı sahnede, ev içinde birkaç saniyeliğine gördüğümüz yüzü peçeli, kucağında çocuk, seslerini duyamadığımız ve asla o devrin modern güzellik anlayışına tabi olmayan kadınları görürüz. İçeriye Rıfat Bey ile Evdo'nun gelişiyle kalkan kadınlar, bu eylemlilik ile aslında doğudaki kadının erkeğe göre konumlanmasının bir örneğidir. Geri plandadır ve bir diğer klişe olan özne değil, nesne tavrına örnektir.

 

Sonuç

Film her ne kadar İstanbul'da geçse de Kürt coğrafyasını ve Kürt karakterlerini klişe göstergeler ile bize yansıtmıştır.Kürt kültürünün ve halkının temsili; kıyafetler, karakterlerin dış görünüşü, tutum ve davranışları ile çizilen çemberin içinden çıkamamıştır. Rıfat Bey'in tek başına ve kızla olan sahnelerinde çalan müzik karışık coğrafyalarda seyrederken, Hejar'ın tek olduğu kabus gördüğü sahnede ise fondaki müziğin tamamiyle doğu ezgilerine sahip olduğunu işitiriz. Bu da bir diğer göstergedir. Ayrıca 'dağlı' nitelendirilen Kürtlerin deniz ile karşılaşması filmde birebir olarak gözümüze sokulmasa da dış mekan çekimlerinin birkaç kez deniz olduğu yerlerde geçmesi de, bir diğer klişedir.


Filmdeki iki farklılık; ilk olarak dilin, Kürt dilinin diğer filmlere nazaran örtüklüğünden bi nebze sıyrılmasıdır. (Bir nebze çünkü hala baskılanan ve kendi dilini istediği yerde istediği zaman konuşamayan bir Sakine karakteri ile Hejar'ın çocuksu cesareti dengelenmiş.) ikinci olarak ise Kürt temsilindeki kız çocuk kavramının değişmiş olmasıdır. Klişeleşmiş Kürt kız çocuğu; asla gelecek vaat etmeyen, çoğu; başlık parası, berdel, çocuk gelin konu başlıklarında altında ezilip giden bir karaktere oturtulmuş olsa da, Büyük Adam Küçük Aşk'da ise tam tersi Hejar'a olan sevgisini birebir gözlemleyebileceğimiz bir Evdo karakteri yazılmıştır. Ama tüm bunlara rağmen resmin bütününe baktığımızda filmin çizilen çizginin ötesine geçemediğini görürüz.



- Çiğdem Keser

1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör